banner37

DİKKAT, COVİD KÂBUSU KAPIDA!...

Özel Medicana Ataşehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Kocatürk'le Covid-19'un mevcut durumu konusunda yaptığımız röportajda giderek artan bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz gerçeği ortaya çıktı.

DİKKAT, COVİD KÂBUSU KAPIDA!...

"Dikkat, Covid-19 yeniden kâbusumuz olabilir" diyen Prof. Dr. Celalettin Kocatürk, Gazetemiz Sahibi Mehmet Emin Danış'ın Coronavirus'le ilgili sorularımızı cevapladı:

DANIŞ: Hocam, aslında cevabını nerdeyse herkesin bildiği bir soruyla başlamak istiyorum. Coronavirüs ve ya nam-ı diğer Kovid-19 konusunda durum nedir?

KOCATÜRK: Aralık 2019’da Çin’de başlayan Covid-19 hastalığı halen tüm dünyayı etkisi altında tutmaya devam ediyor. Resmi rakamlara göre şu ana kadar 600 Milyona yakın kişi hastalandı ve 6,5 milyon kişi yaşamını yitirdi. Gerçek rakamların ise çok daha fazla olduğu düşünülüyor. Ülkemizde ise 15,5 milyon kişi hastalandı ve 100 bine yakın kişi hayatını kaybetti.

DANIŞ: Peki, bitti mi? Rahat nefes alalım mı?

KOCATÜRK: Yakın geçmişe bakınca tablo şöyle; Mayıs 2022’de Omicron varyantının BA-1 ve BA-2 varyantları yaygın olarak görülüyordu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgının bitmediğini, özellikle az gelişmiş/gelişmemiş ülkelerde aşılamanın henüz istenilen seviyede olmadığını belirttiği halde, hastalık nispeten hafif geçtiği için ilk olarak Belçika ve Danimarka’dan başlayan tedbirleri gevşetme politikası tüm dünyada yaygınlaştı. Ülkemizde dâhil olmak üzere birçok ülkede tedbirler azaltıldı. Ancak vardığımız noktada Covid-19’un halen bitmediği ve tedbirler azalınca hastalığın yeni dalgalarla tekrar arttığını görmekteyiz.

DANI: Şu anki durum nedir?

KOCATÜRK: Bazı bilim insanlarının söylediği "hiçbir RNA’lı virüs salgını 2 yıldan uzun sürmedi, bu hastalık da 2 yılda bitecektir” çıkarımı Covid-19 için geçerli olmadı, şu anda 6. dalgayı yaşıyoruz. Virüs çok dirençli ve her varyasyonda daha fazla bulaşıcılık kazanıyor. Omicron BA-5 varyantının bulaştırıcılık özelliği çok fazla, hatta öyle ki tıp fakültesinde enfeksiyon ve mikrobiyoloji derslerinde virüslerin ne kadar çok fazla bulaşabileceği hakkında örnek verilen kızamık hastalığından bile daha çok bulaşıcı; şöyle ki, 1 kızamıklı kişi 18 kişiye hastalık bulaştırabiliyor. Tek tesellimiz ise ek hastalığı olmayan, genç ve aşıları tam olan bireylerde hastalığın daha hafif geçmesi ve ölüm oranlarının azalmış olması.  “Uzamış Covid hastalığı” ve “Covid sonrası tam iyileşememe” durumu çok sık görülüyor.

DANIŞ: Belirtileri nedir?

KOCATÜRK: En sık görülen beş semptom yorgunluk (%58), baş ağrısı (%44), dikkat bozukluğu (%27), saç dökülmesi (%25) ve nefes darlığı (%24)]. 

DANIŞ: İstatistiksel verileri açıklayabilir misiniz?

KOCATÜRK: Ülkemizdeki 30 Mayıs-24 Temmuz arasındaki vaka ve ölüm sayıları verilerine baktığımızda dikkat çeken bir yükseliş söz konusu. Şöyle ki, 30 Mayıs'a kadar neredeyse sıfır noktasında olan vaka sayısı tatil yoğunluğuyla beraber kademeli olarak artarak Kurban bayramı arifesinde 50'lere dayandı ve Kurban bayramında hızlı bir artışla günlük 375-380'lere dayandı. Günlük ölüm sayısı da aynı şekilde artarak yükseliyor. 30 Mayısla 20 Haziran arası günlük 20'lerde olan ölümler 27 Haziran itibarıyle yavaşça yükselmeye başladı. Maalesef bayramda birden artarak bizleri ürkütücü bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Mesela 18 Temmuz'daki veri 160'larda...

DANIŞ: Henüz panik durumu söz konusu değil ama Covid konusunda giderek çoğalan vaka söylentileri var. Genel uyarı yapacak bir durum var mı?

KOCATÜRK: Elimizdeki verilerde görüldüğü gibi vakalar çok hızla artıyor, vakaların ikiye katlanma süresi kısaldı. Gerçek vaka rakamları ise muhtemelen çok daha fazla. Muhtemelen pandeminin başından beri en fazla vakanın görüldüğü dönemi yaşıyoruz. Birçok kişi Covid olduğunun farkında değil, şikâyetlerini soğuk algınlığı, klima çarpması gibi durumlara yoruyor ve hastalığı bulaştırmaya devam ediyor. Hastalıktan şüphe edenlerin bir kısmı da PCR yaptırmak yerine edindikleri antijen testi ile kendi kendine tanı koyuyor, mevcut tablo resmi rakamlara yansımıyor.

DANIŞ: Herşey sakinken, virüs illetinin neredeyse unutulduğu bir dönemde ne oldu da böylesi bir tablo oluştu?

KOCATÜRK: Vakaların son haftada artmasında Kurban Bayramındaki hareketlilik ve görüşmelerin artmasının da etkisi var. PCR test pozitiflik oranı ise yüzde 50’den fazla, tabii bu oranın yüksek olması genel olarak yapılan test sayısının fazla olmaması ve hastalıktan yüksek şüphe duyulan kişilere test uygulanması ile de ilişkili bir durum.

DANIŞ: Tedirgin olmalı mıyız?

KOCATÜRK: Klinik pratiğimizde hastanede yatmayı gerektiren hatta yoğun bakıma almak gereken hastaların sayısında artış görüyoruz.  Yakın gelecekte, başka bir ifadeyle önümüzdeki haftalarda hastane yatışları ve ölüm sayılarında kısmi bir artış olabilecektir.

DANIŞ: Virüs bulasan kişilerdeki hastalık süreci nasıl?

KOCATÜRK: Hastalığın klinik seyri ile ilgili ortalama tarih akışı günleri şöyledir: Virüsün bulaşması ve şikâyetlerin başlaması 2-5. gün, durumun ağırlaşması ve hastaneye yatış gereksinimi 5-8. gün, yoğun bakıma yatış 8-10 gün, ölüm 10-14 gün.  

DANIŞ: Peki, bu durum geçici mi?

KOCATÜRK: Tedbirlerin artmaması durumunda, özellikle okulların açılmasıyla birlikte vaka sayıları daha da artabilir. 

DANIŞ: Covid bitecek mi? Yani bu kâbustan yakin zamanda kurtulacak mıyız?

KOCATÜRK: Birçok ihtimal var ancak 3 tane öngörü üzerinde duruluyor, yaklaşık olarak yüzde 70 olasılıkla mevsimsel gribe dönecek ve kalıcı olacak, yüzde 20 ihtimalle tamamen bitecek, yüzde 10 ihtimalle daha kötü bir varyasyona dönecek. Virüsün bulaşmasına ve çoğalmasına imkan tanındıkça kötü olasılığın olma ihtimali artıyor. Bu nedenle de tedbirlerin artırılması gerekli.

DANIŞ: Ne yapmalı?

KOCATÜRK: Rakamlardan da anlaşıldığı gibi hastalık halen bitmedi. Biz tedbirleri her gevşettiğimizde virüs güçlenmeye ve daha bulaşıcı olmaya devam ediyor. Bu nedenle hastalığı tekrar umursamamız ve tedbirleri arttırmamız gerekiyor.

DANIŞ: Kanuoyunun dikkatini çekmek için ne önerirsiniz?

KOCATÜRK: Hastalık verilerinin tekrar günlük olarak açıklanması gerekir. Ayrıca maske ve mesafe halen en önemli korunma yöntemi, toplu taşıma ve kapalı alanlarda maske zorunluluğu geri gelmeli. Okulların açılmasına kadar geçecek olan sürede çocuklarda bağışıklığın sağlanması için 5-12 yaş aralığına isteğe bağlı aşı yaptırabilme imkânı tanınmalı. Hızlı antijen testleri yaygınlaştırılmalı. Bu testlerinin güvenilirliği yüzde 98, yani oldukça yüksek, maliyeti PCR’a göre daha uygun, test için bekleme ve sonuçlanma süresi daha kısa. PCR testi tekrar artırılmalı, ancak zaten kalabalık ve iş yükü yoğun olan hastaneler için herkese PCR yapmak yerine hızlı antijen testi yapılmalı, klinik şüphenin devam etmesi durumunda PCR yapılmalı. Hastanelere yatış yapılması gereken tüm durumlar için PCR testi zorunluluğu geri getirilmeli. Günübirlik yatarak yapılması gereken tetkik ve işlemler dâhil olmak üzere her türlü tedavi ve ameliyat için hastane yatışı öncesinde hasta ve refakatçisine PCR testi yapılma zorunluluğu olmalı. Acil yatışlar için hızlı antijen testi yapılmalı. Özellikle kanserler başta olmak üzere, Covid-19 dışı diğer hastalıkların tanı-tedavisi gecikmeye devam ediyor. Bu nedenle şikâyetlerimizi önemsemeli, kontrollerimizi aksatmamalıyız.  Aşı meselesi, hastalıkla ilgili en önemli gücümüz aşı. Ancak bu konu ile ilgili kafa karıştıran bazı durumlar nedeniyle aşı olan grup ve olmayan grup birbirinden tamamen ayrışmış durumda. 

DANIŞ: Aşı konusunda sizin görüşünüz ne?

KOCATÜRK: Ağır hastalıktan korunma ve ölümü önleme için 3 doz mRNA aşısı gerektiğini biliyoruz. Ancak günümüzde düşük gelirli ülkelerdeki insanların yüzde 20’den azı en az bir doz aşı yapılabildi. Diğer sorun da ülkemiz dşhil dünyanın önemli bir kısmında inaktif virüs aşılarının yapılabilmiş olması. Bu aşıların Covid-19’un ilk versiyonlarına karşı etkili olduğunu, değişen mutasyonlar ve varyasyonlara karşı ise etkisinin oldukça azaldığını biliyoruz. Diğer yandan mRNA aşılarının da hastalığı ve hastaneye yatışı önleme etkisi giderek azaldı. Ancak halen yoğun bakım ve ölümü önlemede aşılar etkili.

DANIŞ: Kim, hangi aşıyı yapmalı?

KOCATÜRK: Şu anda 2 doz Sinovac aşısının etkisi yaklaşık 1 doz mRNA aşısı olarak düşünülebilir. Omicron varyantı sonrasında gerek hastalık geçirme sonrası gerekse aşılarla elde edilen bağışıklık 3 ay sonra azalmaya başlıyor. Yeterli ve uzun süreli bağışıklık elde edilemiyor. Bu konuda DSÖ, aşı firmalarını yeni gelişen varyantları da kapsayacak ve daha uzun süre bağışıklık sağlayacak aşılar geliştirmeleri için destekliyor. Mevcut mRNA aşılarına bakacak olursak, 2 doz ve 3 doz mRNA yapılmış olmak arasında ciddi farklar var. Omicron varyantının baskın olduğu sırada yapılan önemli bir çalışmada, 3 doz mRNA aşısının enfeksiyonu önleme etkinliğinin, 2 doza göre yüzde 46,9 daha fazla olduğu saptandı. 3 doz mRNA aşısı olup hastalığı yakalananlarda saptanan virüs yükü ise, diğer gruplara göre daha düşük saptandı. Omicron döneminde yapılan başka bir çalışmada, 3 doz mRNA olanlarda semptomatik enfeksiyon riski, 2 doz olanlara göre yüzde 67 daha düşük bulundu. Ülkemizde 3 doz mRNA aşı olanların oranı 18 yaş üstü nüfusun yüzde 28’i kadar. 3 doz mRNA aşılı bireylerde hastalık hafif seyirli oluyor bağışıklık hafızası yeterince çalışıyor, yoğun bakım ve ölümden koruyor. 

DANIŞ: Aşının fayda ve zararları konusunda yeniden bir tartışma çıkacağı kesin gibi görülüyor; Aşı konusunda siz ne dersiniz? 4. doz aşıyı yaptıralım mı?

KOCATÜRK: Bu konuda elimizdeki ilk veri İsrail’de yapılan 4.doz aşıların sonuçları. İsrail, Omicron varyantının henüz yeni yayılmaya başladığı Ocak-Mart 2022 döneminde, 60 yaş üstü tüm bireylere 4. doz mRNA aşısı uyguladı. Takipler sırasında ağır hastalık riskinin 3 doza göre yüzde 64, ölüm riskini yüzde 78 azaldığı bildirildi.  Ayrıca, ABD’de Omicron varyantının baskın olduğu dönemde 50 yaş üstü bireylere yapılan 4. doz aşı sonrası verilere bakıldığında, 3 doz mRNA aşısı yapılanlara göre; enfeksiyona yakalanma riskinin yüzde 18, ölüm riskinin ise 4 kat azaldığı saptandı. 

DANIŞ: Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), şu anda 60 yaş üstündeki bireylere 4. doz mRNA aşısı yaptırmaları tavsiyesinde bulunuyor. Bu tavsiye jinusunda sizin yorumunuz nedir?

KOCATÜRK: 3-4 ayda bir aşı olmalıyız, ancak aşı konusunda da kâr/zarar hesabı yapmak lazım. Aşıların etkinlik ve güvenilirlik testleri Faz-3’te yapıldı. Sürekli aşılanmanın istenmeyen yan etkileri olabilir. Sonbaharda yeni varyantları kapsayan ve daha uzun süre bağışıklık sağlayan aşılar çıkacak. O zamana kadar en iyi korunma= HAVALANDIRMA, MASKE, MESAFE…

DANIŞ: Örneğin '2 doz aşı oldum ve 1 kez hastalık geçirdim' diyen bir kişi be yapmalı?

KOCATÜRK: Bu ve buna benzer durumlarla ilgili KLİMİK Derneğinin hazırlamış olduğu tavsiye rehberini incelemenizi tavsiye ederim.

DANIŞ: Hocam, uyarılar genel olmakla beraber salgından en çok bağışıklığı düşük insanların etkilendiği biliniyor. Peki, bağışıklığı düşük kişiler ne yapmalı?

KOCATÜRK: Bu grupta siroz, kontrolsüz diyabet, diyaliz, kalp yetmezliği, organ nakli yapılan hastalar, bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan kişiler, solunum yetmezliği olan kişiler, aktif kanser tedavisi gören hastalar, son 6 ayda radyoterapi yapılmış olanlar, akciğer cerrahisi geçirmiş ve bir akciğerinin tamamı alınmış olan kişiler yer alıyor. Bilindiği gibi aşının koruyuculuğu 2-3 ay içinde azalıyor.  Bu nedenle 4. doz aşılarını yaptırmaları tavsiye ediliyor.

DANIŞ: Böylesi durumlarda kurtarıcı diyebileceğimiz bir ilaç var mı?

KOCATÜRK: Bu grupta yer alan veya 65 yaş üstünde olan kişilerin hastalığa yakalanmaları durumunda mümkün olan en erken zamanda molnupiravir etken maddeli ilacı kullanmaları, hastalığı daha kolay atlatmalarını sağlayabilir. Bu ilaç Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktadır." (ADIYAMAN DOĞRU HABER)

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2022, 00:27

adiyamandogruhaber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER