“İlk Kemanım Teneke Kemandı”

Gazetemiz Sahibi Mehmet Emin Danış’ın Adıyamanlı ses sanatçılarıyla sohbetleri bu sayımızda Kâhtalı Hamido ismiyle Türkiye gündeminde adından söz ettiren sanatçımız Hamit Çelik’le devam ediyor.

“İlk Kemanım Teneke Kemandı”

İşte, Kâhtalı Hamido’nun çocukluğundan başlayan unutulmaz ve bir o kadar da gençliğe ışık saçan hayat hikâyesi…

DANIŞ- Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız, müziğe nasıl başladınız, kimlerden eğitim aldınız?

HAMİDO- Ben 01 Ocak 1956 Kâhta’da doğdum, Kâhta’dan köye geldik. Terman köyünde biraz yaşadık. İlkokul 1. sınıfa gittiğim zaman Adıyaman’a gidip geliyordum. Bizim burada o yıllarda düğünlerde müzisyenlik yapan Pıtte vardı bana, bir gün bana ‘bir şey çalabiliyor musun’ diye sordu, ‘hayır’ dedim. Bir gün rahmetli Babam bana tenekeden yapılan oyuncak keman aldı, onu kendi kendime çalıyordum. Köylüler ‘la oğlum bu nedir, bu ne biçim bir şey, saz mı’ diyorlardı. Yani ilk kemanım teneke kemandı. Daha sonra ailece Adıyaman’a geldik. Atatürk ilkokuluna başladım. Öğretmenim de Şeyho Karalök’tü. Bana ‘keman öğrenmeye bak’ dedi. Burada usta veya müzikten iyi anlayan öğretmen yoktu, yerel sanatçılar vardı, Mahmut Saygılı, Mustafa Saygılı, Mehmet Bay vardı ama onlara ulaşmak, ders istemek zordu, bu nedenle kendi kendine öğrenmem gerekti.

SAMİ KASAP’LA BİR ANI

DANIŞ- Gerçek kemanınız ne zaman oldu?

HAMİDO- Ünlü sanatçı Sami Kasap vardı, buraya konsere gelmişti, bulamamışlar, baktım beni arıyorlar. Demişler bir kemancı var ama çalar mı bilmiyoruz? Ben de o zaman keman çalma sanatını elde etmişim, çaldım, kendisiyle sahneye çıktık. Konser arasında sazları susturdu ve seyircilere dönerek ‘Adıyamanlılar bu çocuğun kıymetini bilin, bu ileride en güzel kemancı olacak’ dedi.

DANIŞ- O güne kadar o teneke kemanla mı çalıştınız?

HAMİDO- Hayır. Biraz öğrendikten sonra değişik değişik kemanlar aldım. Burada yoktu Gaziantep’ten veya Malatya’dan alıyorduk.

İBRAHİM TATLISES’LE BİR ANI

DANIŞ- O yıllardan bir hatıranızı dinlemek isterdik..

HAMİDO- Eskiden sinemada film öncesinde veya arasında bir mahalli sanatçı çıkarırlardı. Rahmetli Abdurrahman Filik, Allah rahmet eylesin, geldi dedi ki; ‘Hamit, burada bir sanatçı gelmiş, bununla bir prova yapın. Geldim, kıvırcık saçlı biri, şimdi biliyorum ki İbrahim Tatlıses. Prova yaptık, ‘olmadı’ dedim o da ‘olmadı’ dedi. Adam ‘ne sen bana çalabildin, ne ben söyleyebildim’… Ondan sonra, yavaş yavaş büyük sanatçılara çalmaya başladım. Daha sonra zaman İstanbul’a el uzattık. Uzun yıllar Kâhtalı Mıçe’ye keman çaldım, 25 sene.

DANIŞ-  Kendi sesinizle sahneye çıkışınız nasıl oldu?

HAMİDO- Eskiden sanatçı keşfetmek için menajerler gezerdi, aynen filmlerde olduğu gibi, kartvizitlerini verir ‘gel beni gör’ derlerdi. Birisi dedi ki ‘bir abi seni çağırıyor’ sahneden indim gittim, dedi ‘sen benimle kaset yapar mısın’, dedim “Vallahi bilmiyorum’, dedi ‘ben senin için teşhisi koydum, al bu benim kartvizitim, ne zaman istersen gel’… O zaman bir kaset yaptım, adı “Gözünü Toprak Doyursun’du… Gündeme oturdu. Abdurrahman Filik’ten ‘Seni Benden Başka Severler Olmuş’ ve yine gündeme oturan ‘Yine Hatırıma Sen Geldin’ de okudum. Sonra Kahramanmaraş’taki DEKA Kaset isimli firmaya geçtim, 9 tane kaset anlaşması yaptım.

SAKİNE TÜRKÜSÜNÜN HİKÂYESİ

DANIŞ- Beste çalışmanız da var mı?

HAMİDO- Evet. En çok tutulan eserim Sakine’dir. Onun hikâyesini çok soruyorlar. Kesinlikle aşk-maşk değil… Size anlatayım. Eskiden Adıyaman’da Nemrut Festivali oluyordu. O yıl, sabah erkenden bizi arabayla aldılar, Nemrut Dağı’na çıkıyorduk. Bir köyün içinden geçiyorduk. Köydekilerden birinin diğerine seslendiğini duydum. Bağırdı ‘Sakine, hadi gel, tütüne haydi…’,  bu sözleri duyunca hemen orada şiirini yazdım, yukarı çıkana kadar bitirdim. Kâhtalı Mıçe’ye bir dörtlüğünü okudum, dedi ‘bu güzel’… Ve ilk olarak Kâhtalı Mıçe okudu,  ondan sonra 93 sanatçı daha okudu.

DANIŞ- Hayat boyu müzikle mi uğraştınız.

HAMİDO- Fabrikada çalışmıştım, 7 sene, hem müzikle uğraşıyordum hem de çalışıyordum. Askere gittim, geri geldim beni yeniden Sümerbank’a aldılar. Sonra bir gün Aziz Çelik Hoca dedi ‘Belediye’de bando kurulacak’, rahmetlik Belediye Başkanı Mustafa Kocatürk zamanıydı, 36 işçiyi işe aldı, Allah razı olsun, şimdi de emekli oldum.

DANIŞ- İlk profesyonel kasetinizi ne zaman yaptınız?

HAMİDO- 1996'da ilk kasetimi yaptım

DANIŞ- Tabi daha önceleri yerel kasetleriniz de vardı…

HAMİDO- Evet, rahmetlik Hasan Duymaz’la yaptığımız çok sayıda yerel çalışmamız oldu…

DANIŞ- Kâhtalı Mıçe’yle düğünlere gider miydiniz?

HAMİDO- Hem de çok düğüne gittik, benden başkasıyla gitmiyordu, diyordu ‘gidin Hamido’yu getirin’…. O zamanlar da bana Hamido derdi, adım Hamit, sahneye de kendi adımla yani Hamit Çelik olarak çıkıyordum ama Mıçe bana her zaman ‘Hamido’ derdi…

“HAMİDO İSMİNE ZOR ALIŞTIM”

DANIŞ- Peki, sahne adınızı Kâhtalı Hamido yapmanızın sebebi neydi?

HAMİDO- Profesyonel çalıştığım firma yetkilisi dedi, ‘Kâhtalı Mıçe var, bir de Kâhtalı Hamido olsun…’, dedim ‘olmaz, yaparsan ben bu işte yokum, zaten Mıçe var, bu uygun değil…’, aylar sonra kaseti okuduk, bitti, İstanbul’a gitmiştim. Unkapanı’nda yük çeken hamallar vardı, kaset taşıyorlar, baktım benim kaset ama üzerinde Kâhtalı Hamido yazıyor… Gittim firmaya dedim ‘siz ne yaptınız’, dediler ‘sen karışma, biz bu işi biliyoruz’, çok tepki gösterdim ama olan oldu. Ben Kâhtalı Hamido ismine zor alıştım, alışana kadar akla karayı seçtim…

DANIŞ- Bu konuda Kâhtalı Mıçe’yle aranızda sorun oldu mu?

HAMİDO- Evet, oldu, Mıçe’yle biz 3-4 sene konuşmadık. Bana dedi ‘sen bana rakip çıktın’, dedim ‘ben sana 25 sene keman çaldım, demelisin ki buna karşılık elimden ne gelirse sana destek olurum’…

 DANIŞ- Şu anda aranız nasıl?

HAMİDO- İyi.

“VALLAHİ BİZ HAMAL DEĞİLİZ”

DANIŞ- Geçmişten kalan ve unutamadığınız bir hatıra var mı?

HAMİDO- Eskiden, Gölbaşı caddesinde Hamallar Kahvesi vardı… Hamallar orda otururdu, hamal arayanlar oraya gelir, ihtiyacı olduğu sayıda hamalı yük taşımaya götürürdü. Tabi biz bunu bilmiyorduk. Bir gün oraya gittik, Mıçe’yle oturuyor, sohbet ediyorduk. Birisi beni dürttü, dedi ‘bir yükümüz var, kaça çekersin’, Mıçe ‘babo o biz değiliz, babo’ dedi… Adam dedi ‘siz burada oturuyorsunuz, hamal değil misiniz’, “Vallahi biz hamal değiliz’ dedik.

DANIŞ- Eski ile bugünleri karşılaştırırsak yorumunuz nedir?

HAMİDO- Ben Adıyaman’la ilgili ne diyeyim ki, her yerde aynı… Türküde de denildiği gibi ‘Ne Hoştu Eskiden’… Her şey dört dörtlüktü, eşya yoksa da para vardı, alım gücü vardı… Eskiden insanlık vardı, ahbaplık vardı, herkes sözünün eriydi, şimdi sen beni kesiyorsun, ben seni kesiyorum…

“BURADAKİ MÜZİSYENLER BENİ İSTEMİYORDU”

DANIŞ- Adıyaman’da size güzel hatıra bırakan, katkısı olan, anmak istediğiniz kimler vardı?

HAMİDO- Hasan Çiftçi vardı, rahmetlik, Besnili kemancı, o adamın bana çok güzelli vardı. Çok güzel keman çalardı, onun kadar kimse bilmezdi; kendi çalar söylerdi. Ben de onun yanında cümbüş çalışyordum. Bana ‘oğlum Hamit kemanı öğren, bak sende yetenek var, dinle kemanı ve öğren’ derdi. Allah rahmet etsin, o adamın çok güzelliği oldu bana, buradaki müzisyenler beni istemiyordu, ‘bu adamı gönderin bu köyüne gitsin’ diyorlardı..

DANIŞ- Şu an kendinizi kanıtlamış biri olarak ne dersiniz?

HAMİDO- Şimdi müzik öldü. İnternet çıktı kaset işi bitti, insanlar kan ağlıyor. Gelir yok, pahallılık var, herkes kan ağlıyor, ekmek derdine düşmüş.

“İNTERNETİ BİR TÜRLÜ ÖĞRENEMEDİM”

DANIŞ- Peki, sosyal medyadan para kazanma imkânı bulamıyor musunuz?

HAMİDO- Sosyal medyayı, interneti bilmediğim için para kazanamıyorum. İnterneti bir türlü öğrenemedim. Torunlarıma dedim bunu öğrenin, çünkü çok sanatçının bundan para kazandığını biliyorum.

DANIŞ- Yerel yöneticilerden bir talebini veya onlara iletmemizi istediğiniz mesajınız var mı?

HAMİDO- Adıyaman 1 Aralık etkinlikleri öldü, Nemrut Festivali öldü… Belediye Başkanı Süleyman Kılınç’tan Allah razı olsun, Mahalle Konserleri düzenledi. Ameliyat olmuştum, buna rağmen ‘gidin Hamido’yu getirin, gerekirse sandalyede otursun konserini versin’ dedi… Gittim, sahneye çıktım, konserimi verdim ama bakın buraya dışarıdan bazı sanatçılar geldi, her birine 50-100 bin lira para verildi, bize yani yerel sanatçılara 3-4 bin lira verdiler. Yazık sen sanatçına neden değer vermiyorsun? O sanatçılar bizi kendi bölgelerindeki festivallere götürebiliyor mu?

DANIŞ- Peki, Adıyaman’da yerelde, derleme imkânı var mı, halkın içerisinde güzel söz veya beste yapan var mı?

HAMİDO- Var, hem de çok var. Gençlerimizin ürettiği güzel eserler var. Mesela sanatçımız Mahmut Karadağ var, benim için de kendi için de araştırıyor. Geçenlerde ‘beraber Kâhta, Besni ve Gölbaşı’ya gidelim, oralarda çok güzel eserler var’ dedi.

“YENİ ESERLERİMİ SOSYAL MEDYAYA VERECEĞİM”

DANIŞ- Kendinize ait henüz dinlemediğimiz yeni eser var mı?

HAMİDO- Evet var, yeni eserlerimi sosyal medyaya vereceğim.

DANIŞ- Bilinen kaç eseriniz var?

HAMİDO- Yaklaşık 8-10 tane eserim var, Kürtçe de var ama siyasi olmayan türküler.

DANIŞ- Kaset yapmayacak mısınız?

HAMİDO- Yok, kaset işi bitti.

DANIŞ- Okuyucularımıza, özellikle gençlere, özellikle medyamıza bir mesajınız var mı?

HAMİDO- Allah var, Adıyaman medyamız çok iyi, ben razıyım. Adıyaman medyasına diyecek bir şey yok. Bütün halkımdan bir şey rica ediyorum; sanatçısının kıymetini bilsinler, sanatçılarımız da onlara saygılı-sevgili olsunlar, hürmetkâr olsunlar. Bazıları bir türkü söylüyor. Hemen burnu kalkıyor. Bunu yapmasınlar. Adıyaman’da güzel sesler var…

adiyamandogruhaber

YORUM EKLE