banner15

BİLİM, SANAT, EDEBİYAT TAMAM DA...

Celal Şengör ve İlber Ortaylı’yı tanımayanınız yok. Ayaklı kütüphane ikisi de. Yüzlerce, binlerce isim ve tarih kazımışlar belleklerine. Ayak basmadıkları ülke, girmedikleri üniversite kalmamış. Yirmi liralık kol saati takarlar, kitaba milyarlar verirler. Üşenmemiş, dil öğrenmişler orijinalinden okumak için.

Çok değerli şeyler tabi ki. Müthiş sabra ve zekaya sahip olmalısınız. Boşa harcayacak bir saniyeniz olmamalı. Telefon, televizyon, deniz, kum, tatil gibi işler ve eylemler olmayacak hayatınızda.

Tarihçiler seçkinci. Burunlarından kol aldırmazlar. Tepeden tepeden bakarlar.

Felsefeciler içkinci (Spinozacılar). Sakindirler. Durgundurlar. Ağdalı konuşur, samimi ve güvenilirdirler. Din, tarih, şiir, fizik, her şey, ama her şey, felsefenin konusudur, felsefe olmadan nefes alamayız. Edebiyatçılar aşkıncı. Aşk meşk olmadan olmaz. Leyla aşkı, Tanrı aşkı, doğa aşkı... hayat aşkla başlar aşkla biter. Makarnayı aşkla yemeli. Aşkla ağlamalı. Aşkla acı çekmeli. Bütün kotlar, bütün şifreler, bütün hücreler aşka fokslanmalı.

Niye yazdım bunları.

Hemen söyleyeyim.

Bilim, sanat, kültür, edebiyat olmadan olmaz.

Ancak binlerce üniversiteli gencin işsiz olduğu, üstelik beceriksizlikle suçlandığı, çalışanların hayata tutunmak dışında gayelerinin olmadığı, pazar fiyatlarıyla tarla fiyatları arasında uçurumun olduğu, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir dünyada tarihin, felsefenin, şiirin, şarkının yeri ve önemini paha biçilemeyen tablolara, eserlere benzetiyorum.

Tarihi, felsefeyi, edebiyatı, hasılı kültürü, sanatı ve bilimi değersizleştirmeye çalışmıyorum. Aksine, yoksulu ve yoksulluğu arttırdıkça, adaleti ve mutluluğu azalttıkça bilimi, sanatı ve kültürü değersizleştirdiğimizi düşünüyorum.

İşsizliği işsizlerin beceriksizliğine, tarlayla pazar arasındaki fiyat farkını insanların vicdanına terk etmek nasıl bir bilimsel metod!

Hangi siyasal kuram, tuzağa düşmeye mecburları çakallara karşı kusurlu ilan eder.

YORUM EKLE