banner15

BAŞLARKEN (GİRİŞ)

Kürtlerin sorunu

“Kürt sorunu” mudur?

Bu kitabı kana ve gözyaşına mahkum edilmiş Müslüman coğrafyanın büyümemiş
çocuklarına armağan ediyorum..

Bülent SÖNMEZ

GİRİŞ

İslami uyanışın hız kazandığı dönemlerde Müslümanların te­mel meselesinin devlet olduğunu düşünürdük. İslam devleti ku­rul­duğunda bütün toplumsal sorunların ortadan kalkacağına inancımız tamdı. Birçok dinsel anlayış, gurup ya da cemaatin din al­gısını dikkate almaksızın dillendirdiğimiz İslam devleti söy­le­mi sorunlardan kaçmak için sığınılacak iyi bir limandı. Zih­nimizdeki İslam devletine ilişkin düşünceler idealize edilmiş bir tarihsel anlayışla şekilleniyordu. Sorunu hep siyasi olarak algılamış; meseleyi salt siyasi iktidarın ele geçirilmesine indirgemiştik. Biz ve ötekiler vardı. Biz iyi, ötekiler ise düşman ve haindi.

Bütün sorunları çözebileceğimiz sihirli bir paradigma üretmiştik. Daha sonra devlet sorunundan çok daha önemli düşünsel sosyal ve siyasal sorunlarımızın olduğunu fark ettik.

Gerçek hayata döndüğümüzde Müslümanların ümmetçi de­ğil cemaatçi olduğunu, ekonomik ve siyasi çıkarların, ideallerden çok daha değerli bilindiğini, Müslümanların genelinin İslam'la ilişkilerinin çok da temelli bir ilişki olmadığını yaşadığımız birçok olay gösteriyordu.

Sağlam bir İslami ontoloji, epistemoloji ve kozmolojinin çağı­mızda yeniden kurulmasının en temel mesele olduğu ortaday­dı. Önümüzde İslam devleti olarak varlığını sürdüren kimi dev­letler bin yıllık İslam algısıyla şekillenmiş bu çağa ve bu dün­yaya söyleyecek çok fazla şeyi olmayan yapılar olarak karşı­mızdaydı. Bu yaklaşım İslami uyanış sürecini sekteye uğrattığı gibi Müslümanların terörize edilmesi ve egemen güçlerce kul­lanılması gibi bir sürü problemi de beraberinde getiriyordu.

Entelektüel ve ahlaki bir dirilişin önündeki en önemli engelin aslında İslam devleti diye üretilen ve ne olduğu hakkında gerçekçi analizlerimizin olmadığı anlayış olduğunu çok sonra anlayacaktık.

Kürtlerin önüne konan Kürt sorunu ifadesinin de benzer bir paradigma olduğunu düşünüyorum. Kürt sorunu ifadesi Kürtlerin sorununu gizleyen ve Kürtlerin asıl sorunlarını öteleyen bir yaklaşım olarak önümüzde duruyor. Sanki Kürtler anadillerini konuştuklarında, eyalete ya da sadece kendilerinin yaşadıkları (!) bir devlete sahip olduklarında sorunlarının çözüleceği gibi bir yanılsama var.[1]

Bu sorun etrafında o kadar çok spekülasyonlar üretiliyor ki Kürtlerin tarihinden Türklerle ve diğer unsurlarla ilişkilerine kadar bir yığın atık düşünce ortalıkta kol geziyor. Bu sorundan beslenen bu sorunla var olan hatırı sayılır bir çevre, sorunu bu seviyede tutmaya azami gayret gösteriyor.

Kürt sorunu Kürtleri sorun haline getirmek için kullanılan bir kavram olarak da kullanılıyor.

O halde Kürtlerin temel sorunu Kürt sorunu mudur? sorusu önemli bir soru olarak duruyor karşımızda. Sosyolojik psikolojik veriler ortaya konulmadan bu sorunun cevabını vermek güç.

Kürt ulusal talepleri gibi görünen talepler bile aslında temel sorunun uzantısıdır. Temel sorunlar ortaya konmadıkça Kürt sorununu çözümü olarak öne çıkan talepler Kürtleri sorun haline getirmekten başka işlev görmeyecektir. Bu yüzden öncelikle bölgedeki sosyokültürel yapıyı analiz etmeden meseleyi Kürtlerin hak ve özgürlükleri bağlamında ele almak yanlıştır.

Çünkü halihazırda Kürt meselesi sadece siyaset zemininde konuşulabilen bir meseledir. Meselenin sosyal ve kültürel yönleri dikkate alınmamaktadır. Bölgede siyaset yapanların sosyal ve kültürel temelden yoksun “Kürt sorunu” söylemi bu yüzden Kürtlerin temel sorunlarını unutturan bir işlev görmektedir.

Bu çerçevede biz bölgede Kürt sorunu değil de Kürtlerin sorunu olduğunu vurgulamak istiyoruz. Kürt sorunu ve Kürtlerin sorunu ayrımına yakından eğilerek meseleyi açmaya çalışalım.

 

[1]     Kürt halkının bir devlete sahip olmanın koşullarının var olup olmadığı da ayrı bir konu

YORUM EKLE